
HEM KÖR HEM TOPALIZ
Padişahlar arasında ayrı bir yeri vardı bizim için.
Yaşadığımız yerin adı, onun sayesinde tarih kitaplarında anılıyordu.
Halk Eğitim Merkezi salonunun arka duvarını boydan boya kaplayan bir duvar resmi vardı.
Atı tökezlemekte olan Yıldırım Beyazıt’tı O.
İlk Halk Eğitim Merkezi Müdürümüz Fevzi Korkmaz tarafından, İzzet Selen ve arkadaşlarına resmettirilmişti. Sonradan ‘müdür oldum kral oldum’ edasında bir zat tarafından duvar boyanarak yok edildi o el emeği göz nuru çalışma. Tarihi ögelere ve kişilere; siyasal anlamlar yüklenip tavır alındığı dönemlerde yaşıyorduk.
Bir tek o resim vardı bir de Yıldırım Beyazıt ilkokulu. O'nun adını hatırlatan başka bir ize rastlamadık yıllar boyu. O zamanlar mahallesi dahi yoktu. Yıldırım Beyazıt’ın adı mahalleye sonradan verildi. Mahallelerin ismi, ilkokulların ismine göre belirlendi.
Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti'nin parçalanarak, devletin imparatorluk aşamasına geçmesinin 50 yıl kadar geçikmesine, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak bilinen 11 yıllık bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına neden oldu.
Türk tarihine damgasını vurmuş böylesi bir savaşın geçtiği yerde, bu savaş ve savaşın kahramanları ile ilgili her hangi bir anıtın olmaması ya da hatırlatıcı bir etkinliğin düzenlenmeyişi hepimizin kendimizi sorgulamasını gerektiren bir konu.
Yıldırım Beyazıt’ı çağrıştıran, yalnızca; o duvardan silinen resim ve bir ilkokul adı. Başka hiçbir şekilde Ankara Savaşı ile ilgilenmedik. Yıldırım Beyazıt kimdir, Timur kimdir diye sormadık? Sorgusuz sualsiz Yıldırım Beyazıt yanlısı olduk. Timurlenk bize uzak kaldı, yaban kaldı. Oysa Timur’ da köklerimizin bir başka unsuruydu.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi kuruldu. Resmi Gazete de yayımlandı. Açılacak fakülteler belirlendi.
Şimdi hep beraber, Yıldırım Beyazıt’ın torunu olduğumuz geldi aklımıza.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, adı nedeni ile Çubuktan başka yerde kurulamaz fikrine sabitlendik.
Bu üniversite yakışsa yakışsa Çubuk’a yakışırdı.
Her birimiz farklı hayallere daldı. Politikacısından emlakçısına, simitçisinden boşta gezenine, herkes Yıldırım Beyazıt üniversitesinin getirilerine kafa yorar oldu.
Yıldırım Beyazıt ile birlikte Timur’unda hem Türk, hem Müslüman olduğunu hatırladık. Yıldırım Beyazıt Mahallemiz var da, neden Timur Mahallemiz yok diye sorar olduk. Yıldırım Beyazıt Mahallesini böldük, ama bölünen mahalleye; Timur Mahallesi adını vermenin daha anlamlı olacağını akledemedik.
Ankara Savaşında mağlup olan Yıldırım Beyazıt, zincirlere bağlanmış bir halde, Moğol bir aileden gelen Timur’un önüne getirilir.Lakabı olan aksak(Lenk) olan Timur, Yıldırım Beyazıt’ı karşısında görünce deliler gibi gülmeye başlar.Tek gözü kör olan Osmanlı sultanı, diğer gözünden ateşler saçarak galip gelen Timur’a bakmaktadır.Yıldırım Beyazıt kendisi ile bu şekilde alay edilmesine çok üzülür.Timur’a neden bu kadar güldüğünü sorar.Moğol imparatoru bunu şöyle açıklar.Koca dünya senin gibi bir körle, benim gibi bir topala kalmış, işte buna gülüyorum.
Onlardan biri kör, biri topaldı.
Ya biz? Tarihini bilmeyen bizler; hem kör, hem topal, hem sağırız.
twitter paylaş
.jpg)
.jpg)

Anasayfa | Nöb. Eczaneler | Hakkımızda | Künye
© 2008 Çubuk Sesi Haber
